ONCE UPON A TIME, BUT NOT SO ALONE:
hayat boyu seveceğin ve nefret edeceğin bir tek insan
hiç bir zaman affedemeyeceğin ve seni affetmeyecek tek insan
bardakta duran alkole küllükte yanan sigarana baktığında
her birinden ayrı ayrı nefret ettirecek ve hepsini ayrı sevdirecek bir insan
aşık olduğun adamın her hareketinde göreceğin ve kaçacağın
her kabak tatlısı gördüğünde tiksineceğin
ve hala her şeye rağmen kabak tatlısı seven ve ona benzeyen başka bir aşk arayacağın tek insan
doğduğundan beri nefret etmeni
kaçıp gitmeliyim burdan ve yüzünü sesini kokusunu huylarını bir daha hiç görmemeliyim
yöresinden mesleğinden evinden hiç geçmemeliyim
eğer dönüp arkamı gitmek bu kadar kolay olsaydı
eğer yüzüne bağırdığım kadar kolay silip atabilseydim
eğer sevmeseydim onu bu kadar
ve eğer nefret etmeseydim ondan bu kadar
mutlu olan diğerlerini görünce başımı eğmeseydim
ve bu dünyada yaptığı milyonlarca iyi işi gururla söylemeseydim
eğer bir gün onun kızı olmasaydım
ve hayatımdan bu kadar silmeye çalışmama rağmen onsuz yapabilseydim
her şeyi açık açık söylemeseydim her seferinde
onu birazcık kandırabilseydim
ve bana birazcık güvenebilseydi
yüzüme orospu diye bağırdığında
orospu olmadığımı bilerek
hiç bir yanlış yapmadığımı bilerek
yine de küçücük bir orospuymuş gibi hissetmeseydim her seferinde
o bana güvenmesede
ve yanlış yalan olduğunu bilerek her dediğinin
bir öfkeyle alkolle ve kinle söylendiğini bilerek
yine de inanmasaydım her dediğine
o kükçük orospu ben olmasaydım keşke
bir gün sevip birgün silmeseydi de
ben de bir gün mutlu olabilseydim
bunu hiç unutulmamacasına içimde taşımasaydım her yere
çantamı alıp kaçtığım uzaklara götürmeseydim içimde
ve dönüp sığındığım yanına getirmeseydim gerisingeri
hayat boyu seveceğim ve nefret edeceğim bir tek insan
ah bir kere seni seviyorum diyebilseydim sana
ve yine bir kere bana yaptığın her şey için
şişede duran alkol
kültablasında yanan sigaran
ve yıllarca her sabah bir önceki gün bir kabus olsaydı da gece gördüğüm
tertemiz bir güne uyanabilseydim dediğim için
senden nefret ediyorum diyebilseydim
tüm bunların hasretiyle yine sana sığındığım şu günde
senden gizli sigaramı içerken
ve hayatımdaki her erkeği ya sana benziyor
ya da sana benzemiyor diye hayatımdan çıkarmışken
elveda diyebilseydim sana burda
ve çekip gitseydim
bu sefer
son sefer
bir daha dönmemesine
yeni hayatıma
kendi hayatıma
kendimce doğru olanları
senin gölgende yanlış olmadan
gönlümde bir tek sızı olmadan
yapabileceğimi bilseydim
o elvedayı da diyeceğim
ama o kadar işlemişsin ki içime
o kadar nefret ediyorum ki senden
ve o kadar seviyorum ki seni
ne benim ne de sensin
ve elveda diyerek çekip gitmek o kadar imkansız ki
bir gün kendi evim olsa da
kapımı kapattığımda senin dayanmayacağını bilsem de
yine çıkıp gelceksin gibi geliyor
ve o elveda hiç bir zaman
söylendiği kadar kolay olmuyor
aynen alkolün şişede durduğu gibi olmaması
aynen senin o şişeden her seferinde içmen gibi
aynen benim o şişeden her seferinde içmem gibi
elveda baba
seni çok seivoyorum
ve senden nefret ediyorum...
Çok yıllar geçti ama değişmemiş içimde bir şeyler. Bunu yazdığımdan beri sadece her yıl bir kez okumaya cesaretim oluyor. 2009, bu senin şerefine. Bu sene biraz erken oldu ama. Soğuğun ve karın etkisi herhalde. Sıcak bir odaya sığınmak ve geçmişi yad etmek. O zamandan bu zamana biraz kendimle barışmış olsam da seninle hala bir yerlerde barışamadığımı keşfettim. Belki biraz yatışıtı içimdekiler ve ergenliğin o dışavurumları bastırıldı. Daha erişkin pasif agresif bir tavırdayım şu anda. Belki sadece pasif :) agresyolarım sadece kendime artık. Bu erişkin dünyasında tutunabilme çabası insanı kendine çerçeveler çizmeye ve onların içinde kamaya iitiyor galiba kabullenilmek adıa... Sen de belki çerçevelerini çizmiştin ve sadece o evin içindeyken gerçekten kendindin.. Belki de irz da bizim için kabullenilebilir olmayı denemeliydin... FIERCE
2 yorum:
ilk yazıyı okuyunca karanlığı suratıma çarptı anicen resmen.. sonuna gelince, tanıdığım, bildiğim uslubu görünce içim ferahladı, güneş çıktı bulutların arasından :)
ergen kızın duyguları ergenliği aşmış ama hala minik olan kızın gülümsemesi ve hayata bakışı altında kaybolmasa da belirsizleşti, güzelleşti..iyi ki!
Ne kadar tanıdık bu yazıdaki her sözcük, her his, her yaşanmışlık... "Yüzüme orospu diye bağırdığında, olmadığımı bilerek..."
Yorum Gönder