16 Mart 2009 Pazartesi

ooooo18.




ONCE UPON A TIME, BUT NOT SO ALONE:


hayat boyu seveceğin ve nefret edeceğin bir tek insan
hiç bir zaman affedemeyeceğin ve seni affetmeyecek tek insan
bardakta duran alkole küllükte yanan sigarana baktığında
her birinden ayrı ayrı nefret ettirecek ve hepsini ayrı sevdirecek bir insan
aşık olduğun adamın her hareketinde göreceğin ve kaçacağın
her kabak tatlısı gördüğünde tiksineceğin
ve hala her şeye rağmen kabak tatlısı seven ve ona benzeyen başka bir aşk arayacağın tek insan
doğduğundan beri nefret etmeni
kaçıp gitmeliyim burdan ve yüzünü sesini kokusunu huylarını bir daha hiç görmemeliyim
yöresinden mesleğinden evinden hiç geçmemeliyim
eğer dönüp arkamı gitmek bu kadar kolay olsaydı
eğer yüzüne bağırdığım kadar kolay silip atabilseydim
eğer sevmeseydim onu bu kadar
ve eğer nefret etmeseydim ondan bu kadar
mutlu olan diğerlerini görünce başımı eğmeseydim
ve bu dünyada yaptığı milyonlarca iyi işi gururla söylemeseydim
eğer bir gün onun kızı olmasaydım
ve hayatımdan bu kadar silmeye çalışmama rağmen onsuz yapabilseydim
her şeyi açık açık söylemeseydim her seferinde
onu birazcık kandırabilseydim
ve bana birazcık güvenebilseydi
yüzüme orospu diye bağırdığında
orospu olmadığımı bilerek
hiç bir yanlış yapmadığımı bilerek
yine de küçücük bir orospuymuş gibi hissetmeseydim her seferinde
o bana güvenmesede
ve yanlış yalan olduğunu bilerek her dediğinin
bir öfkeyle alkolle ve kinle söylendiğini bilerek
yine de inanmasaydım her dediğine
o kükçük orospu ben olmasaydım keşke
bir gün sevip birgün silmeseydi de
ben de bir gün mutlu olabilseydim
bunu hiç unutulmamacasına içimde taşımasaydım her yere
çantamı alıp kaçtığım uzaklara götürmeseydim içimde
ve dönüp sığındığım yanına getirmeseydim gerisingeri
hayat boyu seveceğim ve nefret edeceğim bir tek insan
ah bir kere seni seviyorum diyebilseydim sana
ve yine bir kere bana yaptığın her şey için
şişede duran alkol
kültablasında yanan sigaran
ve yıllarca her sabah bir önceki gün bir kabus olsaydı da gece gördüğüm
tertemiz bir güne uyanabilseydim dediğim için
senden nefret ediyorum diyebilseydim
tüm bunların hasretiyle yine sana sığındığım şu günde
senden gizli sigaramı içerken
ve hayatımdaki her erkeği ya sana benziyor
ya da sana benzemiyor diye hayatımdan çıkarmışken
elveda diyebilseydim sana burda
ve çekip gitseydim
bu sefer
son sefer
bir daha dönmemesine
yeni hayatıma
kendi hayatıma
kendimce doğru olanları
senin gölgende yanlış olmadan
gönlümde bir tek sızı olmadan
yapabileceğimi bilseydim
o elvedayı da diyeceğim
ama o kadar işlemişsin ki içime
o kadar nefret ediyorum ki senden
ve o kadar seviyorum ki seni
ne benim ne de sensin
ve elveda diyerek çekip gitmek o kadar imkansız ki
bir gün kendi evim olsa da
kapımı kapattığımda senin dayanmayacağını bilsem de
yine çıkıp gelceksin gibi geliyor
ve o elveda hiç bir zaman
söylendiği kadar kolay olmuyor
aynen alkolün şişede durduğu gibi olmaması
aynen senin o şişeden her seferinde içmen gibi
aynen benim o şişeden her seferinde içmem gibi
elveda baba
seni çok seivoyorum
ve senden nefret ediyorum...


Çok yıllar geçti ama değişmemiş içimde bir şeyler. Bunu yazdığımdan beri sadece her yıl bir kez okumaya cesaretim oluyor. 2009, bu senin şerefine. Bu sene biraz erken oldu ama. Soğuğun ve karın etkisi herhalde. Sıcak bir odaya sığınmak ve geçmişi yad etmek. O zamandan bu zamana biraz kendimle barışmış olsam da seninle hala bir yerlerde barışamadığımı keşfettim. Belki biraz yatışıtı içimdekiler ve ergenliğin o dışavurumları bastırıldı. Daha erişkin pasif agresif bir tavırdayım şu anda. Belki sadece pasif :) agresyolarım sadece kendime artık. Bu erişkin dünyasında tutunabilme çabası insanı kendine çerçeveler çizmeye ve onların içinde kamaya iitiyor galiba kabullenilmek adıa... Sen de belki çerçevelerini çizmiştin ve sadece o evin içindeyken gerçekten kendindin.. Belki de irz da bizim için kabullenilebilir olmayı denemeliydin... FIERCE

24 Ocak 2009 Cumartesi

'''''''''''17

RAINING ON MY SHOES: Yine yagmur yagiyor.... Güneşi özledim ama ben hep böyleyim... Hayatın anlamsızlığı da cabası. Hiç bir anlamı var mıydı zaten. ama bazen anlamlı gelir ya... Yapayanlız bir diyarda sevdiklerinden uzak ve varolmak için makinelere muhtaç. Ben hiç kokmadım ah ah derken. Aslında bir bilimkurgu sahnesi değildi. Güçlü olduğumuzu sandığımızda bizi yarı yolda bırakan gücümüz ve bir bakmışsın kim olduğunu hatırlamıyorsun bile... Delilik sarmış her yanını ve sen de delilik olmuşsun. Senden geriye ne kalmış?? DELİLİK...

21 Ekim 2008 Salı

.16.

TIME OF YOUR LIFE: Bazen öyle anlar oluyor ki hayatımda çerçeveletip duvarıma asasım geliyor... Dedim... Dedim de o anda önemli biri atladı tam ben de bunu diyecektim diye.. Aha dedim bunu da çerçeveletmeliyim "iyiki varız" :)...

3 Ekim 2008 Cuma

15


FUCK OFF: Ya lütfen hayat bu ağlarını örme işini benden uzakta yapsın. Evet artık farkındayım bu hayatta isteilen bir insan olmadığımın... Ve arzulanan ve sevile... Ama her saniye bunu suratıma vurmaktan niye bu kadar zevk alıyor. İstemiyorum artık ne nefes almak ne de yaşamak.... Çok sıkıldım ve bunaldım.. Benim istediğim bir tek insan bile beni istemez mi bu hayatta. Ya da bi anda gözleri açılıp var mı geçerler beden. Gerçekten artık yanlız bir insan olmam gerektiğinin farkına varmaya başladım. Ne için uğraşıyorum ki... Hayatının aşkını bulan insanları izlwyip kwndime işkence etmek için mi yoksa beni hayatının aşkı olarak gören ve hayır demeye cesaretim olmayayn insanları hayatımdan çıkaramayıp onlara işkence etmek için mi... İnsan doğru insanlarla köşeleri dönerken karşılaşırlarken niye ben her seferinde nerede ise özel dedektif tutup aratmak zorunda kalıyor ve sonunda bulamıyorum... Yeter ama efvet artık benim için doğru tek bir insan bile olmadığının şu koca dünyada fazlası ile farkına vardım o yüzden hayat artık ne olur üstüme gelme,,,, KALDIRAMIYORUM?;

22 Ağustos 2008 Cuma

/14///



AVIATION: Evet yapmak demek kadar kolay olmuyor tabi. Bu sabah itibari ile kacis planimi bir kesinlige kavusturduktan sonra geri donus de imkansiz oldu... Ucak biletine odedigim farktan sonra sikiyorsa vez gec.. Bakalim beni daha neler bekliyor? Yedigim haltlar elbet bir gun bana donecek. Kacisi yok. Ama Tanrim bir iki gun gun yuzu goster de... Geriye sayiyorum saatleri. Geride biraktigim isler bir taraflarimda patlamasa bari. Depresyon, ask mask derken bakalim hayat bize neler getirecek. O trene binene kadar kalbim kut kut atacak herhalde. Ama geri donus ok zaten geri donecek param da yok herhalde :). Kaderde varsa neye yarar uzulmek diyerekten bu noktadan sonra bir sureligine hayatimi kaderin ellerine teslim ediyorum... Upuuuzuuun yolculugumun bana neler getirecegini gunler gosterecek. Olmek var donmek yok diyemiyorum tabi... Olmekten bile korkar oldum. Yaslaniyorum herhalde...

19 Ağustos 2008 Salı

13



THE ESCAPE: Evet kacis aklima dustugu anda artik buralardan gitmenin vakti geldigini anladim. Cok uzaklardan gelmistim buralari yakin yapmistim ve her yakinlasan gibi buralarda sikildim. Simdi yine yol zamani.
Ama asil onemli olan kacis plani. Bu cehennemin dibinden herhangi bir yere gidebilmenin zorlugu beni derinden yaralamakta. 21. yuzyilin getirdigi teknolojiler bile cook uzaklara kacabilmemin ilk adimi olan cehennemden cikis biletini bana saglayamamakta. Ama artik cikiyorum buralardan. Var olduguma dair formlarimi doldurduktan ve hayatimin bir kismini bu cehennemde heba etmek yerine insanliga faydali oldugumu kanitladiktan sonra ver elini uzaklar.
Arayan mevlasini da belasini da bulurmus. Ben sansli olanlardanim ikisini de buldum. Hic bir seyden eksik kalmayi icim kaldirmaz ya. Bela mi da bulmadan edemedim. Mevlami da buldum denebilir. Tum yasananlari ve yasanamayanlari vr belki de tum zorluklari da geride birakaraktan kendi biricik uzagima gidiyorum.
Simdi unutma zamani. Kacis plani aklima dustugu andan beri unuttum bile. O son noktayi koydu ben de satir basi yaptim. Megersem bosu bosuna uzuyormusum kendimi. Daha guvenli ve mutlu uzaklara kacabilirmisim hemen.
Ama dur daha heyecanlanma. Onunde ne yollar haledilmesi gereken ne isler var derken diger kisiliklerim ben enerjimi buldum. Ben bir karar verdim. Kararsiz gecen gunler gecelerden sonra kacmaya karar verdim.
Ve bu karari verdigim anda da yaptigim seyin zayiflik olmadigini farkettim/ Eger insansak hepimiz koeye sikistirilmaya ancak bu kadar dayanabilir birimiz. Ve ben de artik bu kosede yuzumu duvara donmus tek ayak ustunde beklemektense beni yeni umutlara tasiyabilme ihtimali olan kacislari tercih edecegim. Kimse acisindan olmuyormus. Bunu ancak sisenin dibini bir kac gordukten sonra anlayabildim.
Iyiki varsin sise. Cunku bende dibini gorebilecek o cahil cesareti mevcut. Ve gordukten sonra da tekrar ayaga kalkmak ve kosmaya baslamanin zamani gelmisti geciyor simdi... Hafiften bavullarimi toplayim heyecandan uyuyamamaktayim. Ah carsamlari beklemek zorunda olmamak ne guzel.
Kendi kendini ozgur birakabilmek ne guzel bir fuyguymus. En son buyuk kacisimin ustunden yillar gecmisti... O zaman burlara kacmistim bir sureligine de olsa ve uzaklara geri donmudtum..
Simdi buralardan kaciyorum baska uzaklara. Anladim ki benim ksiligimdeki bir insan yakinlasanin tehditi karsisinda duramiyor. Ama bu da ben ve diger kisililerim iste. Bir gece once sigarami karanliga dogru ufururken simdi uzayan yollara dusmenin heyecani sardi bir anda beni...
Belki o yollar tanidik bir yuzle kesisir ve belki de guvenli olana ihtiyacimiz vardir hepimizin.. Bir tanidik bildik biraz ilgi sefkat.
Kensimi simartmam gerektigini farkettigim an buralardan gidiyorum... Gidiyorum buralrdan cok uzaklara... Eger bir gelecegim varsa burda yol beni elbet bir gun geri getirir diye umut ederekten...
Heyecan hissetmeyeli cok oldu biliyorum be heyecani... Askin bile yalan oldugu bu gezegende var olabilmek icin gidiyorum... Kimseler umrumda olmadan ve basima gelecekleri gorerek ama yine de gitme vakti geldiginin anladigim o andaki ferahlama hissi.
Tekrar derin bir nefes aldim bu gun. Ve yarini yasabilecek gucu buldum icimde. Elbette yarin olacakti ne kadar daralmisim ki kosedeki kucuk dunyamda bunu ble gorememisim belli ki...
Bu noktada sevgili kizima da bie seyler soylemek istiyorum sana sahip olma planlarim bir baska bahara kaldi ama daha bir rahatladim desem yalan olmaz sakin alinma kizim. Kisisel bir sey degil. Seni istemedigimden hic degil. Tanri'nin espiri anlayisinin kurbani olan benim gibi bazi insanlar cesitli sartlar altinda planlarini erteleyebilebilirler. Ve sevgili kizim sen sen ol sakin unutma erkekler dunyanin en tatli meyvalarindan olabilirler ama cok yediginde hepsinin tadi ayni olmaya baslar o nedenle kendini guvenli sularda yuzmek ve okyanuslara acilmak arasina kaldiginda soralisin arasinda ne fark var diye... Hic bir fark yok. Cok yeme ki migden bulanmasin ve cok yuzme ki bacaklarina kramplar girmesin... Ve kizim hep uzaklara git. Cunku orada ogrenebileceklerinin siniri yok ve bazen kendini tekrar etmek hayat bilgisini pekistirmek icin birebir olabiliyor... Bol bol tekrar et hatalarindan ders alma ve tekrar et ve her zaman bil sen kacmak istediginde ben burada olacagim ve kacis planin heyacanla karsilayacagim. Bu gun ogrendim ki kizim tek br kisinin bile he demesi bir yerlerden kacabilmek icin yeterli olabiliyormus... Seni cok seviyorum sevgili kizim ve umaarim bir gun karsilasiriz... OZGUR KILINMAK

18 Ağustos 2008 Pazartesi

.....12

Bu gün gece olmak bilmedi...
Gözüme uyku girmedi..,
Çarşamba diye söz vermiştim kendime
Bu gün bile bana yetmedi.
Çığlık atmak yağan yağmurda
Tren garına koşmak umutsuzca.
Ve beklemek..
Olmayanı olan
Gelmeyeni gelen yapmak için
Elimden eğer tek bir şey gelseydi,
ve belki de bencilce olmasaydı
Kendimi inandırabilseydim belki
En olmayanı istemediğime
Ve en gelmeyeni beklemediğime
Ve kendimi kıra kıra
Kendi kırıntılarım arasında yapayalnız
Gecenin gelecegini bileceğime
Her saniye dakikaya
Her dakika saate
Uzadıklça uzuyor içimde
Babaannemin çiğnediği damla sakızı çikletler
Köşedeki marketten alırdı
Mumu olurdu ve aroması
Günlerce çiğnerdi aynı sakızı
Şimdi her şey uzuyor fazla mum katılmışcasına
Ve çiğniyorum kendimi nefes almamacasına...
Hep elde edemeyeceğini istemek niye
Sırf kendimi büyük görüyorum diye
İçim dolup dolup boşalırken
Var olmayı sürdürmek niye
Ve olmayacağını bile bile
Niye
Niye
Niye??
Ağlayamadım bile
Oysa ağlayamayanları aşağladım yıllarca
Hissizlikten
Şimdi biliyorum hissedememek diye
Kendi yazdıklarım bile boş gelirken içime
Ve sadece nefret varken geriye
Ben ne oldum diye
soruyorum gelmeyen her gece kendime...